|
|
Çağımızda
bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler sonucunda ortaya
çıkan toplumsal ihtiyaçlar, beraberinde bu ihtiyaçları
karşılayabilecek yaşam boyu öğrenen insan profilini
getirmiştir. Her yaşta ciddi olarak ele alınması gereken bir
süreç olarak kabul gören yaşam boyu öğrenme, bireyin bilgiye
ulaşabilmesi, ulaştığı bilgiyi yorumlayabilmesi, ihtiyacına
uyarlayarak kullanabilmesi ve paylaşabilmesidir .
AB üyesi ülkeler ve diğer gelişmiş ülkeler eğitimlerini,
"herkes için yaşam boyu öğrenme" yaklaşımıyla
şekillendirmiştir. Ülkemizin içinde bulunduğu AB uyum
sürecinde toplumsal yaşamda ve toplumsal sistemlerde oldukça
kapsamlı değişimlerin gerçekleştirilmesi zorunlu hale
gelmiştir. Bu doğrultuda, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)
tarafından 2005 - 2006 öğretim yılından itibaren uygulanmak
üzere bazı sınıf düzeyleri ve dersler için öğretim
programları yeniden ele alınarak geliştirilmiştir. Diğer
sınıf düzeyleri ve dersler için geliştirme çalışmaları devam
etmektedir.
Bilginin çok hızlı ve sürekli değiştiği çağımızda yeni
öğretim programları da artık 'neyi öğrendiğimizi değil
'nasıl öğrendiğimizi ön plana çıkarmaktadır. Bilgi nasıl
öğrenilmelidir ki bu bilgi yorumlansın, anlamlı hale
getirilip, günlük hayatla ilişkilendirilebilsin? Bilgiyi
birisinden, bir yerlerden almak ya da bilgi ile ilişki
kurmadan pasif bir biçimde biriktirmek, bilgiyi öğrenmek
anlamına gelmemektedir. Birey ancak kendi yanıtlarını
bulduğunda ve kavramları yapılandırdığında öğrenmektedir.
Yeni öğretim programları da öğrencinin öğrenmede etkin rol
aldığı bir süreç üzerine kurulmuştur.
Programlarda yapılan değişikliklerin önemli bir yönü,
öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin rollerinin de bu
yaklaşımla birlikte şekillenmesidir. Bu yaklaşımda
öğretmenlerden sınıfta "öğreten" olmak yerine "öğrenmeyi
kolaylaştırıcı", "öğrenmeyi yönlendirici" olmaları
beklenmektedir. Öğretmenin temel rolü öğrenme-öğretme
ortamını düzenlemek, etkinliklerde öğrencilere "rehberlik
etmektir." Geleneksel sınıflarda bir öğretmeni sınıfın
önünde ders anlatırken ve öğrenciye bilgiyi aktarmaya
çalışırken görebiliriz. Bu sınıflarda öğrenciler pasiftir.
Yapılandırmacı sınıflarda ise, öğrenciler bireysel olarak ya
da küçük gruplarda çalışmakta, problem çözmekte, görüşlerini
paylaşmakta, bilgi toplamakta ve analiz etmekte, ortak
kararlara varmaktadırlar. Öğretmenler öğrencilerin
çalışmalarını izleyerek, gerektiğinde rehberlik yapmakta,
öneride bulunmakta ve öğrencilerin sorularını kendilerinin
yanıtlamalarına olanak yaratmaktadır.
Bu süreçte velilerin de çocuklarının eğitim sürecinde
sorumluluk alarak, onların okulda daha iyi performans
göstermelerine yardımcı olmaları beklenmektedir. Bu kapsamda
yapılan çalışmaların çoğunluğu okul ortamında
gerçekleşmesine karşın sınıf dışındaki çalışmalarda
çocuğunuzun ürettiklerini gözlemeniz, gerekli durumlarda ve
belirlenen sınırlılıklarda yönlendirme ve geribildirimde
bulunmanız gerekmektedir. Ayrıca çocuğunuzun süreçteki
gelişimi ile ilgili gözlem ve önerilerinizi öğretmeni ile
paylaşmanız sürecin etkililiğini artıracaktır. Yapılacak
rehberlik, çocuğun ödevlerini, araştırmalarını yapmak yerine
yol göstermek ve yönlendirici sorularla kendi sorumluluğunu
üstlenmesine katkıda bulunmak olmalıdır.
|
|